EŞCÂr-i müSMİre (meyve ağAÇlari)




Indir 0.96 Mb.
TitleEŞCÂr-i müSMİre (meyve ağAÇlari)
Page19/20
Date conversion21.05.2013
Size0.96 Mb.
TypeDocuments
See also:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   20

Meyveleri toplama zamanı :
Şeftali ve kayısı meyveleri ağaçta kemale geldikleri gibi toplanır ve derhal ekl olunurlar. (yenirler). Mamafih (bununla beraber) bunlar ağaç kemaline vasıl olduktan sonra toplanır ve bir iki gün muhafaza edildikten sonra ekl olunursa (yenirse) lezzet ve kokularının daha ziyade nefis oldukları görülür. Buna mukabil elma, armut

ağaç kemaline vasıl olduktan sonra toplanırlar. Bunların toplandıktan sonra bir müddet muhafaza edilmeleri ve bade (sonra) ekl olunmaları (yenilmeleri) en muvafık bir harekettir.
Mesela ; yaz elmaları toplandıktan 3-8 gün sonra kezalik yaz armutları ise toplandıktan 3-4 gün sonra ekl olunurlarsa haddi azami (en çok) lezzetli olurlar. Halbuki güz ve kış elma ve armutları ağaçtan toplandıktan sonra 10-15 gün kadar muhafaza edilmeli ve bade (sonra) ekl olunmalıdırlar.
Elma, Armuttan daha fazla ağaçta toplanmaksızın kalabilir. Halbuki kemale geldikleri halde lüzumsuz yere ağaçta bırakılan armutların nefasetlerine halel geldiği (zarar geldiği) bit tecrübe (tecrübeyle) sabit olmuştur.
Meyvelerin kemale geldikten sonra lüzumsuz yere uzun müddet ağaçta bırakılmaları ne kadar doğru değilse bunların tamamıyla ağaç kemaline vasıl olmazdan mukaddem (önce) toplanmaları da muvafık değildir.
Yaz meyvelerini daima sabahleyin erkenden toplamalıdır. Öğle sıcağında toplanan meyvelerin lezzetlerinden kaybettikleri tecrübeyle sabit olmuştur. Hava yağmurlu ve meyveler ıslak iken toplanmamalıdırlar. Çünkü ıslak toplanan meyveler çok dayanmazlar. Binaenaleyh sonbahar ve kış meyvelerine daha ziyade öğleye doğru toplamalıdır. Zira ; Bu mevsimde sabahları havalar pek ratıptır (rutubetlidir).
Meyvelerin toplanması :
El veya vesait-i saire (diğer vasıtalar) ile toplanan meyveler, ağaçları silkerek yere düşmek suretiyle hasat edilen meyvelere elbette müreccahtırlar (tercih olunurlar). Meyvelerin itina ile el ile toplanmaları fazla masrafı mucip (gerektirir) olsa bile kıymetli ve piyasada mergup (rağbet edilen) nevilerin bu tarzda toplanmaları her halde daha doğrudur. Fakat adi nevilerle meyvenin pek ucuz satıldığı muhitlerde meyvelerin ağaçların silkinmesiyle toplanmaları bir dereceye kadar caiz olabilir. Binaenaleyh meyve nevi ne kadar kıymetli olur ve meyvenin de uzun müddet muhafaza edilmesi arzu edilirse bunların toplanmalarına da o kadar fazla itina etmek lazımdır. Her meyvenin üzerinde

ince bir pus tabakası vardır. Bu tabaka meyvenin uzun müddet dayanmasına hizmet eder. Her ne suretle olursa olsun bu tabaka zedelenirse meyve az zaman zarfında bozulur ve çürür. Binaenaleyh meyveler toplanırlarken bu tabakanın zedelenmemesine dikkat etmelidir. Meyveleri daima saplarıyla beraber toplamalıdır. Kemale gelmiş meyvelerin sağları ufak temasla merbut (bağlı) bulundukları mahalden koparlar. Bu sebepten dolayı kemale gelmiş meyveler toplanırlarken yalnız sapına yapılacak ufak bir temasla bunların suhuletle (kolaylıkla) merbut (bağlı) oldukları mahalden ayrıldıkları görülür. Bu suretle meyvenin üzerindeki pus tabakasına hiçbir zarar ika edilmemiş olur. (Şekil-206)
Armut, kiraz ve eriklerin sapları kafi derecede uzundur. Halbuki elma, şeftali, kayısı gibi meyvelerin sapları kısa olduğundan dolayı bu meyveler avuç

(Şekil-206 Kemale gelmiş armudun sapının merbut bulunduğu mahalden koparılması)
içine alınarak mihverleri etrafında biraz çevrildiklerinde derhal saplarıyla beraber koparlar. Uzun saplı elma nevileri tıpkı armutlar gibi toplanırlar. Meyvelerin toplanmalarında dikkat olunacak en mühim cihet bu ameliyat esnasında meyve dallarının


katiyen zarardı de edilmemeleri ve ağacın yapraklarının birlikte koparılmamasıdır. Meyveler toplandıktan sonra ağacın altında bu ameliyat esnasında sükut etmiş (düşmüş) fazla yaprak ve küçük dalların mevcudiyeti hasadın hasen (güzel) suretle yapılmadığına en büyük alamettir.

(Şekil-207 Meyve toplamaya mahsus merdiven)
Hülasa meyveler toplanırlarken bir taraftan ağaçlara hiçbir suretle zarar ika etmemekle beraber mümkün mertebe meyvelerin üzerlerindeki pus tabakasının da

zedelenmemesine ayrıca dikkat ve itina olunmalıdır. Bu kava-i de (kurallara) riayet edilerek toplanan meyvelerin daha ziyade müddet dayanabilecekleri gayet tabidir.
Yüksek boylu meyve ağaçlarından meyve toplamak için evvel emirde münasip merdivene ihtiyaç vardır. (Şekil-207)
Merdiven üzerinden el ile vasıl olunamayacak (ulaşılamayacak) derecede uzak olan dalları ucu kancalı sırıklar ianesiyle (yardımıyla) yakına getirip sabit tutmak ve bu suretle dal üzerindeki meyveleri serbestçe toplamak mümkünüdür. (Şekil-208)


(Şekil-208 Meyve toplamaya mahsus ucu kancalı sırık)
(Şekil-209 Meyve sepetleri)
Bu suretle itina ile toplanan meyveler içerileri ince talaş ve üzerleri bez ile örtülerek güzel beslenmek suretiyle yumuşak bir hale getirilen sepetler içerisine konulurlar. (Şekil-209)


Veyahut toplanan meyveler omuzlar üzerinde asılı torbadaki bezler içine toplanırlar. (Şekil-210)


(Şekil-210 Meyve toplamaya mahsus omuza asılan bez)
(Şekil-211 Meyve toplayıcı aletinin açılmış hali)
Umumiyetle meyveler el ile toplanırlar. Lakin merdiven üzerinde bulunulduğu halde el ile toplanılması mümkün olunamayan uzaktaki meyveler “meyve toplayıcı” denilen aletlerle hasat olunurlar. Bu alet pek basit olup evvela meyveyi kavrayan bir kısmı vardır. Bu kısım uzun bir sırığa rapt edilmiştir (bağlanmıştır). (Şekil-211) de gösterilen meyve toplayıcı aleti en basit ve mükemmelidir.
Bu suretle hasat olunan meyveler ince bir satıh halinde yığılarak havadar ve

fakat çok ziyaya (ışığa) maruz olmayan derece-i harareti 10-12 santigrat arasında bulunan kapalı bir mahalle konulurlar. Burada meyveler 2-3 hafta terk olunurlar. Bu müddet zarfında meyveler bünyelerinden tebahhur (buharlaşma) tarikiyle (yoluyla) bir miktar su zayi ederler ve bu esnada meyveler ısınırlar. Bir çok meyve nevilerinin yeşil kabukları sararır ve meyvenin suca muhteviyatı ve hamdiyat (hamlık) derecesi azalır. Buna mukabil meyvenin

(Şekil-212 Meyve toplayıcı aletinin kapanmış hali)
(Şekil-213 Merdiven üzerinden meyve toplayıcı aletiyle uzaktaki meyvelerin toplanması)
kokusu ve şeker maddesi çoğalır. Ekseriye bu suretle meyveler sıkletlerinin (ağırlıklarının) 5te 1ini kaybederler. Bu zayiat meyvenin bünyesindeki fazla suyun tebahhur etmesinden (buharlaşmasından) ileri gelir. Bu suretle meyveler muhafaza mahalline konmazdan mukaddem (önce) mutlaka 2-4

hafta müddet için fazla sularını kaybetmek üzere berveçhi biilla şeraiti haiz (şartlara sahip) mahallerde ince yığın halinde serilmelidirler.
Meyvelerin muhafaza olundukların mahallin havası ne kadar yüksek derece-i harareti (ısı derecesi) haiz ise o nispette erken ekle (yemeye) Salih bir hale gelebildikleri gibi aynı zamanda da süratle bozulabilirler. Binaenaleyh meyvelerin muhafaza olunacakları mahallerin harareti ne kadar don olursa bunlarda o kadar fazla zaman bozulmaksızın dayanabilirler.
Derece-i hararet 6-8 santigrat arasında sabit kaldığı taktirde güz ve kış armutları yavaş yavaş kabili ekl bir kemale geldikleri gibi uzun müddette dayanırlar. Halbuki derece-i hararet bu miktardan yüksek olursa armut hem süratle kemale gelir ve çabuk bozulur.
Elmalar, armutlardan daha don derece-i hararette muhafaza olunurlar. Ve bunlar armutlardan daha az hararette kabili ekl (yenmeye mümkün) bir hale gelir. Meyve muhafaza olunacak mahallin rutubet-i nispiye derecesi %90-97 olmalıdır. Vasi mekayis de (geniş ölçülerde) meyvecilikle iştigal edilen Avrupa’nın bazı mahallerinde meyve muhafaza olunacak mahallin derece-i harareti buz makineleriyle sabit bir noktada tutulmaktadır. Bu suretle meyve muhafaza olunacak mahallin derece-i harareti sıfır noktasına garip (yakın) bir raddete bulundurulduğundan dolayı bir çok yaz elma, armutlarının kış ortalarına kadar bozulmaksızın muhafazaları mümkün olur. Bundan maada yazın kemale gelen kiraz, çilek, erik şeftali misil (benzer) meyvelerin bu tesisatı sayesinde buz olmaksızın, günlerce muhafazaları kabil olmaktadır (mümkün olmaktadır) . Bu tarz tesisatın yapılamadığı mahallerde yaz meyveleri şimale müteveccih (kuzeye dönük) odalarda muhafaza olunurlar. Havanın sıcak olduğu bütün gün bu odalar tamamıyla kapalı kaldıkları halde akşamları havaları tecdit olunur (yenilenir). Halbuki kış meyvelerinin muhafaza olundukları mahallin derece-i harareti haricin tahavvül at havaiye sinden (değişken havasından) müteessir olmayacak ve mümkün mertebe harareti sabit kalabilecek bir şeraitte (şartlarda) olmalıdır.


Meyvelerin buruşması porsuklaşması : Bilhassa kış elma ve armutlarının ve vaktinden evvel buruşmalarına başlıca 3 sebep gösterilebilir.
1- Meyvelerin vaktinden evvel pek erken toplanmaları

2- Meyvelerin muhafaza olundukların mahallin havasının pek yabis (kuru) ve derece-i hararetinin yüksek olması;

3- Nevin iktizası (çeşidin gerektirmesi)
Vaktinden evvel ve tamamıyla kemale gelmezden mukaddem toplanan meyveler mevad-i yabiselerine (kuru maddelere) nazaran fazla miktarda su ihtiva ederler. İşte böylece erken ve kemale gelmeden toplanan meyveler bünyelerindeki fazla suyu tebahhur tarikiyle (buharlaşma yoluyla) zayi etmelerinden dolayı kabukları buruşur ve meyve porsumuş bir hal alır. (Şekil-214)

(Şekil-214 Porsumuş bir elma)
Bundan maada meyve muhafaza olunacak mahallin havası ne kadar yabis (kuru) ve derece-i harareti de yüksek ise meyvelerde o nispette sürat ve şiddetle porsurlar ve kabukları buruşur. Çünkü meyvenin hıfz olunduğu (korunduğu) mahallin havası ne kadar yabis olursa

meyve bünyesinden muhitine o nispette fazla su tebahhur eder. Buna birde hararetin yüksekliği inzimam ederse (eklenirse) tebahhur keyfiyeti de o kadar şiddet kespeder. (kazanır)
Birde meyveler vaktinden evvel toplanmış iseler bu hal daha süratle vukua gelir esasen tam vaktinde toplanan meyvelerin kabukları bile sıcak muhafaza mahallinde birkaç gün zarfında çabuk buruşurlar. Halbuki soğuk ve ratip mahallerdeki meyvelerde bu hal görülmez. Meyve ne kadar iyi kemale gelmiş ise o nispette fazla kuru havaya dayanabilir.
Umumiyetle kış meyveleri soğuk mahallerde muhafaza olunmalıdırlar. Yalnız bunlar istimal olunacaklarından birkaç gün mukaddem sıcak muhite nakil edilirler.
Meyveler ne gibi mahallerde muhafaza olunmalı ve meyve muhafaza mahallerinin havası nasıl olmalı ? Meyveler muhitindeki havanın fena kokularından fevkalade müteessir olurlar bu noktayı nazardan tereyağılar misil hassastırlar. Fena kokulu mahallerde muhafaza olan meyveler muhitindeki bu kokuyu bünyelerine cezp ederler. Binaenaleyh meyve muhafaza olunacak mahallin havasının gayet temiz olması ve bunların yanında sebze, peynir vesaire misil yabancı kokular neşreden (yayan) mevadın (maddelerin) bulunmaması lazımdır. Hatta meyvelerle beraber başka mevadı (maddeler) satan dükkanlarda uzun müddet kalan meyvelerin, muhitlerindeki fena kokuyu cezbeyle dikleri ve bu sebepten dolayı bu meyvelerin lezzetlerine nakısa (noksanlık) geldikleri tecrübe ile sabit olmuştur. Böyle fena koku cezbeden meyveler birkaç gün açıkta temiz ve saf havaya maruz bırakılırlarsa eski lezzetlerini tekrar kazandıkları ve fena kokuları kaybettikleri görülmüştür.
Meyvelerin muhafazasın da bu noktalara çok dikkat olunması lazımdır.
Meyveler alelade mahzenlerde muhafaza edilmemelidirler. Çünkü ekseriyetle bu gibi mahzenlerin havası fena kokulu olmakla beraber haddinden fazla ratip (rutubetli) ve sıcak olurlar. Havası temiz ve her çeşit fena kokudan uzak mahaller meyve muhafazasına

muvafık gelir. Lakin bu gibi mahallerde meyveden başka hiçbir yabancı cismin bulunmamasına ayrıca dikkat olunmalıdır.
Bundan maada muhafaza mahallinin havası icap ettikçe kolaylıkla tecdit olunabilecek (yenilenebilecek) bir vaziyette olmakla beraber derece-i harareti de haricin tahavvül ati havaiye sinden (dışarının havasının değişikliğinden) müteessirin (etkilenerek) süratle tebeddül etmemelidir (değişiklik göstermemelidir). Muhafaza mahallinin harareti 2-3 derece arasında sabit kalmalı ve hariçte hava soğuk ve donlu olduğu vakit bu mahallin harareti sıfırdan aşağıya inmemelidir. Bunun en iyisi muhafaza mahallinin harici hava ile temas eden duvar kısmının çifte cidarlı (duvarlı) olmasıdır. Çifte duvar arasındaki boş mahalli imla eden (dolduran) havanın gayri nakil (nakledilmeyen) harara olmasından dolayı muhafaza mahallinin harareti haricin tahavvül ati hava iyesinden (dışarının havasının değişmesinden) müteessir olamaz. Muhafaza mahalline meyveler konmazdan mukaddem (önce) Her sene odanın duvarları kireçle badana edildiği gibi her nevi mantarlarında mahvedilmesi için içeride bir miktar kükürt yakılması muvafık bir tarzı harekettir. Vasi mekayiste (geniş ölçekte) meyvecilik yapılan muhitlerde meyvelerin muhafazaları için hususi “Meyve muhafaza evleri” inşa edilmektedir. Bu meyve muhafaza evleri birer kat olmakla beraber duvar ve pencereleri çifte cidarlı inşa edilmektedir.
Zemin katı temiz olmakla beraber duvarlar her sene kireçle badana edilir. Bilhassa muhafaza mahallinin havasının saf ve temiz olmasına çok dikkat etmelidir. Meyveler muhafaza mahallerinde yine meyveler muhtelif şekil ve tarzda yapılmış kerevetler üzerine konulurlar. Bu kerevetler müteharriktirler (hareketlidirler). Bunlar tıpkı ipek böceği beslenilen kerevetlere benzerler.
Bu kerevetlerin zeminleri aralıklı olduğundan dolayı bunlar üzerine konulan meyveler her taraftan hava alırlar. Bu kerevetler üzerine meyveler bir sıra halinde yan yana dizilirler. Bu suretle hem meyvelerin nezaret altına alınmaları kolay olur ve hem de kerevetler müteharrik olduklarından dolayı arzu olunan kerevet yerinden çıkarılır. (Şekil-215,216) Bu tarif olunan kerevetleri erae etmektedir (göstermektedir).



(Şekil-215 Meyve muhafazasına mahsus kerevet)
(Şekil-216 Meyve muhafaza mahallinde meyveleri koymaya mahsus kerevet.)
Bundan maada evlerde ufak mekayiste (küçük ölçekte) meyve muhafazası için adeta dolap gibi kerevetlerde vardır. (Şekil-217,218)


(Şekil-217 Ufak mekayiste (küçük ölçekte) meyve muhafazasına mahsus dolap.)
(Şekil-218 Meyve kerevetleri)

Vasi mekayiste (geniş ölçekte) meyve ziraatı ile meşgul olan muhitlerde evvelce izah edildiği veçhile muhafaza mahallinin derece-i harareti buz makineleri ile arzu edilen noktalarda sabit tutulur. Bu tarz tesisat pahalı olduğundan dolayı bittabi (tabiatıyla) her muhitte kabili tatbik değildir.
Küçük mekayiste meyve muhafaza edilmek istenildiği vakit muhtelif suretlerle hareket olunabilir. Hatta Romalılar zamanında bile elma, toprakta açılan çukurlar derunin da muhafaza edilir.
Yalnız çukur cidarları taşla örülür ve çukurun zeminine bir iskelet, ızgara yapıldıktan sonra meyveler toprağa temas etmeksizin içeriye konulurlar. Rusya ve Amerika’da da bu tarzda meyveler muhafaza edilmektedir. Amerika’da toprakta açılan çukurun zemin ve cidarları çimento ile işlendikten sonra bu çukurlarda (silo tarzında) meyveler muhafaza olunur ve çukurun üstüde içeriye soğuk ve yağmur işlemeyecek surette kapanır.
Bazı yerlerde 1 metre derinliğinde çukur açılır. Bu çukurun genişliği muhafaza olunacak meyvenin miktarına göre değişir. Ekseriyetle 1 buçuk metre kutrunda çukuru açarlar. Bade çukurun zeminine 35-40 santim kesikliğinde ağaçtan bir ızgara yaparlar. Bu suretle çukura konacak elma doğrudan doğruya toprakla temas etmez. Bade çukurun duvarları uzun çavdar saplarıyla örtülür ve elmalar ızgara üzerine ihramı şeklinde olmak üzere yığılır. En nihayet meyve yığının üzerine duvardaki çavdar saplarıyla örtülür ve üzeri bundan maada 10 santim kalınlığında tekrar çavdar samanıyla setr olunur. Bade en nihayet çukurun üzeri 60-70 santim kalınlığında toprakla örtülür.
Meyveler, sandık ve fıçılar içine konularak heyet-i umum iyesi toprak içerisine gömülmek suretiyle dahi muhafaza olunurlar. Bunun için sağlam meyveler kağıt ile sarıldıktan sonra sandık veya fıçıya tabaka tabaka yerleştirilirler. Sandık


veya fıçının dibine evvela talaş, ince kum, odun külü gibi maddelerden 2-3 parmak kalınlığında konulur. Bade bunun üzerine kağıda sarılı meyvelerden bir tabaka istif edilir.
Bu tabakanın üzerine tekrar bir tabaka daha kum, kül veya talaş konur ve bu suretle sandık veya fıçı doluncaya kadar devam olunur ve en üstüne 4-5 santim kalınlığında kum, talaş veya kül konulur ve sandık veya fıçı iyice kapatıldıktan sonra 1 metre derinliğinde bir çukura konur. Çukurun zemini ve çukura konan sandık ve fıçının etrafı çam vesayir ağaç dallarıyla örtülür. Ve bu suretle çukurun üzeri iyice örtüldükten sonra donun içeriye nüfus etmemesi içinde toprakla setr edilen çukurun üstüne yakın bir tabaka yaprak veya taze bakir gübresi konur. Bu usul sayesinde meyveler bozulmaksızın muhafaza olunabilirler yalnız sandık veya fıçı içerine konulan meyvelerin gayet sağlam olmalarına dikkat edilmelidir.
Meyvelerin muhafaza olunacakları mahaller daima kurak olmalıdır. Fazla ziya meyvenin uzun müddet muhafazasına mümaniyat eder (mani olur) bundan maada meyve muhafaza mahallerinin havası her gün 15-20 dakika müddet tecdit edilmelidir. Yalnız tecdit-i hava esnasında (havanın yenilenmesi esnasında) cereyanı hava vukua gelmemelidir. Çünkü cereyanı hava muhafaza mahallinin rutubet derecesinin azalmasına sebebiyet verir ki bu taktirde meyveler çabuk porsunur.
Meyvelerin muhafazalarında en mühim amilden (sebepten) biriside derece-i hararettir. Meyve muhafaza olunacak mahallin derece-i harareti daima muayyen bir derecede sabit kalmalıdır. Hararetin mütemadi tahavvulatı (değişmesi) meyvelerin uzun müddet muhafaza edilememelerine sebep olur. Derece-i hararetin yükselmesi ne kadar muzır (zararlı) ise sıfırdan aşağı düşmesi de o nispette tehlikelidir. Umumiyetle ham meyveler kemale gelmiş olanlardan elma, armuttan daha fazla soğuğa tahavvül edebilirler. Muhafaza mahalli için en münasip derece-i hararet 2-4 santigrat arasıdır.
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   20

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
denemetr.com


The database is protected by copyright ©denemetr.com 2013
mesaj göndermek
denemetr.com
Main page